• All e-books and audiobooks on The New Life Mission website are free
  • Explore multilingual sermons in global languages
  • Two new revised editions in English have been released
  • Check out our website translated into 27 languages
Search

Sermons

Subject 3 : The Gospel of the Water and the Spirit

[3-1] Sonsuz Kurtariş (Yuhanna 8:1-12)

(Yuhanna 8:1-12)
“İsa ise Zeytin Dağına gitti. Ertesi sabah erkenden yine tapınağa döndü. Bütün halk onun yanına geliyordu . O da durup onlara ders vermeye başladı. Din bilginleri ve Ferisiler zinada yakalanmış bir kadın getirdiler. Kadını orta yere çıkararak İsa’ya ‘Öğretmen, bu kadın tam zina ederken yakalandı’ dediler. ‘Musa bize Yasa’da böyle kadınların taşlanması gerektiğini duyurdu. Sen ne dersin? ‘Bunları İsa’yı sınamak ve suçlayabilmek için söylüyorlardı. İsa eğilmiş, parmağıyla toprağa yazı yazıyordu. Durmadan aynı soruyu sormaları üzerine doğruldu ve ‘aranızda günahsız olan ona ilk taşı atsın’ dedi. Sonra yine eğildi, toprağa yazmaya koyuldu. Bunu işittikleri zaman başta yaşlılar olmak üzere, birer birer dışarı çıkıp İsa’yı yalnız bıraktılar. Kadın da orta yerde duruyordu. İsa doğrulup ona; ‘Kadın, nerede onlar, hiçbiri seni yargılamadı mı?’ diye sordu. Kadın, ‘Hiçbiri efendim’ dedi. İsa, ‘Ben de seni yargılamıyorum.’ dedi. ‘Git ve artık bundan sonra günah işleme.’”
 
 
İsa günahların ne kadarını
temizleyebilir?
Dünyanın tüm günahlarını
 
İsa bize sonsuz kurtuluşu verdi. İsa’yı kurtarıcısı olarak inandığı takdirde dünyada kurtulamayacak kimse yoktur. O hepimizi fidyeyle kurtardı. Eğer herhangi biri günahları yüzünden endişe içindeyse İsa’nın O’nu tüm günahlarından vaftizi aracılığıyla nasıl kurtardığını anlamadığı için bu durumdadır.
Hepimiz kurtuluşunun gizemini bilip anlamamız gerek. İsa vaftiziyle günahlarımızı üzerine aldı ve günahlarımız için yargılanmak üzere doğdu ve bizim için haç üzerinde öldü.
Suyun ve Ruh’un kurtarışına inanmamız gerek; tüm günahlarımızın bedelini ödeyerek verdiği sonsuz kurtarışa. Sizi zaten doğru bir insan yapmış olan büyük sevgisine inanmalısınız. O’nun sizin kurtulmanız için Ürdün nehrinde ve Haç üzerinde yapmış olduklarına inamalısınız.
Ve İsa tüm gizli günahlarımızı da bilir. Bazı insanlar günahlarını yanlış anlarlar. Bazı günahlardan fidyeyle kurtulmalarının mümkün olmadığını düşünürler. İsa tüm günahların tek tek bedelini ödedi.
Yer yüzünde bir tek günah bile bırakmadı. Dünyanın tüm günahlarını ödeyerek daha fazla günahkâr bırakmadı. Tüm günahlarınızın, gelecekteki günahlarınızın bile bağışlandığı müjdesini biliyor muydunuz? Buna inanın ve kurtulun. Ve Tanrı’nın Şanına dönün.
 
 
ZİNA YAPARKEN YAKALANAN KADIN
 
Dünyada ne kadar insan
zina işliyor?
Bütün insanlar.
 
Yuhanna 8’de zina yaparken yakalanan bir kadının öyküsü anlatılır. Onun İsa tarafından nasıl kurtarıldığını görüyoruz. Onun aldığı bu lütfu paylaşmak isterdik. Tüm insanların, yaşamları boyunca zina işlemiş olduğu çok sık söylenmez. Bütün Ruh’lar zinaya ortak olurlar.
Eğer öyle görünmediğini düşünüyorsanız, bunu öyle sık yapıyoruz ki, bize yokmuş gibi geliyor. Neden? Neden biz yaşamımızda bu kadar çok zina ediyoruz?
Bu kadına bakıp, aramızda zina yapmamış bir kişi olsaydı diye düşünüyorum. Yakalanan bu kadın gibi, zina etmemiş bir tek kişi bile yoktur. Hepimiz zina ediyoruz. Ama etmemiş gibi davranıyoruz.
Yanıldığımı mı düşünüyorsunuz? Hayır, yanılmıyorum. Dikkatle bakın, Yeryüzünde herkes bunu yapıyor. Yolda giden bir kadına bakarken düşünceleriyle, davranışlarıyla, her zaman, heryerde bunu yapıyorlar.
Sadece yaptıklarının farkında değiller. Öldükleri güne dek, yaşamları boyunca sayısız kere zina ettiklerinin farkında olmadan yaşayan pek çok insan var. Sadece onlar değil, hiçbirimiz zina yaparken yakalanmadık. Tüm insanlar bu eylemi düşünceleri ve davranışlarıyla yapıyorlar. Bu bizim yaşamımızın bir parçası değil mi?
Keyfiniz mi kaçtı? Ama bu gerçek. Susuyoruz, çünkü mahçup olduk. İnsanların şu günlerde her an zina işlediğini fakat bunu yaptıklarının farkında bile olmadıklarına inanıyorum.
İnsanlar ruhlarında da zina işliyorlar. Tanrı’nın yarattığı bizler, yer yüzünde ruhlarımızda zina ettiğimizin farkına bile varmadan yaşıyoruz. Başka tanrılara tapınmak ruhsal zinadır, çünkü Rab tüm insanlığın tek kocasıdır.
Zina ederken yakalanan bu kadın geride kalan bizler gibi bir insandı. Tıpkı fidyeyle kurtarılan bizler gibi Tanrı’nın lütfunu aldı. Fakat, onu aralarına alarak parmaklarıyla işaret eden iki yüzlü Ferisiler eğer yargılasalardı, onu taşlayacaklardı. Onlar, sanki kendileri temiz ve hiç zina etmemiş gibi, onu yargılayıp alay ettiler.
Hristiyan kardeşlerim, kendisinin bir günah yığını olduğunu bilen kimse, bir başkasını Tanrı önünde yargılamaz. Aksine, kendisinin de tüm hayatı boyunca zina ettiğini bilir. Hepimizi kurtarmış olan Tanrı’nın lütfunu kabul etmiştir. Sadece kendilerinin zina eden günahkârlar olduğunu bilenlerin tamamı Tanrı’nın önünde kurtarılmak üzere seçilir.
 
 
TANRI’NIN LÜTFUNU KİM ALIR?
 
Saf bir şekilde zina etmeden yaşayan mı Tanrı’nın lütfunu alır? Yoksa haketmeyen biri de Tanrı’nın lütfunu alabilir mi? Onun bolluk içinde verdiği kurtarışını kabul eden kişi Tanrı’nın lütfunu alır. Kendine yardım edemeyen, zayıflık içinde ve yardıma muhtaç olan kimseler Tanrı’nın kurtarışını alır. Onlar Tanrı’nın lütfunu alanlardır.
 
Tanrı’nın lütfunu
kimler alır?
Ona layık olmayanlar.
 
Kendisinin günahsız olduğunu düşünenler kurtuluşu alamazlar. Ortada bedeli ödenecek bir günah yoksa, onlar nasıl fidyeyle kurtarılabilirler ki?
Yazıcılar ve Ferisiler zina yaparken yakalanan kadını İsa’nın önüne sürüklediler ve onu ortalarına alarak İsa’ya sordular: “Öğretmen, bu kadın zina yaparken yakalandı, ne dersin?” Neden kadını O’nun önüne getirdiler ve O’nu denediler?
Onların kendisi de defalarca zina etmişlerdi, fakat kadını İsa’nın yardımıyla yargılayıp öldürmek ve suçunu İsa’ya yıkmak istiyorlardı.
İsa onların ne düşündüklerini ve kadınlar hakkındaki şeyleri biliyordu. Ve dedi: “Aranızda günahsız olan, O, Ona ilk taşı atsın.” Sonra yazıcılar ve Ferisiler, başta yaşlılar olmak üzere dışarı çıktılar. Yalnızca İsa ve kadın kaldı.
Oradan ayrılan Ferisiler ve Yazıcılar dinsel önderlerdi. Onlar sanki kendileri günahkâr değillermiş gibi, zina yaparken yakalanan kadını yargılayacaklaardı.
İsa bu dünyada sevgisini duyurdu. O, sevgiyi sunandı. İsa insanlara yiyecek verdi, onları ölümden geri getirdi, bir dulun oğluna tekrar yaşam verdi, Lazarus’u diriltti, cüzzamlıları iyileştirdi, yoksullar için mucizeler yaptı. Ve tüm günahkârların günahlarını üzerine alıp, onlara kurtuluşu verdi.
İsa bizi seviyor. O, her şeyi yapabilecek güce sahip olan tek kişidir. Fakat, Ferisiler ve yazıcılar onu düşmanları olarak görüyorlardı. Bu yüzden kadını O’nun karşısına çıkarıp O’nu denediler.
Sordular: “Öğretmen, Musa, Yasa’da böyle yapan kadınların taşlanmasını buyurdu. Sen ne dersin?” Onlar, O’nun taşlanmasını söyleyeceğini sanıyorlardı. Neden? Eğer Tanrı’nın Yasa’sında yazılana göre birini yargılıyorsak, zina yapan her insan istisnasız taşlanarak öldürülmelidir.
Hepsi taşlanarak öldürülmelidir. Ve bunların tamamı cehenneme giderler. Günahın karşılığı ölümdür. Fakat İsa Onlara taşlamalarını söylemek yerine şunu dedi: “Aranızda hiç günah işlememiş olan, ilk taşı o atsın.”
     
Tanrı bize neden 613
maddelik bir yasa verdi?
Günahkâr olduğumuzu anlamamızı
sağlamak için.
 
Yasa öfkeye neden olur. Tanrı kutsaldır ve O’nun Yasa’sı da kutsaldır. Bu kutsal Yasa bize 613 maddeyle geliyor. Tanrı 613 maddelik bu yasayı bize günahkâr ve eksik yaratıklar olduğumuzun bilincine varalım diye verdi. Yasa bize kurtulabilmek için, Tanrı’nın lütfunu aramamız gerektiğini öğretiyor. Bunu anlamayıp sadece ne yazdığı hakkında düşünmüşsek, zina yaparken yakalanan kadın gibi hepimizin taşlanarak öldürülmesi gerekirdi. Yasanın gerçeğini bilmeyen yazıcı ve Ferisiler kadını ve belki de bizi taşalayabileceklerini düşünebilmişlerdi. Bu yardıma muhtaç kadına kim ilk taşı atabilirdi? O zina yaparken yakalanmış olsa bile, yeryüzünde kimse bu taşı ona fırlatamaz.
Bu kadın ve herbirimiz Yasa’ya göre yargılanmış olsaydık, bizim de bu kadın kadar korkunç bir yargıyı almamız gerekecekti. Fakat İsa, biz günahkârları, günahlarımızdan ve bu kesin yargıdan kurtardı. Eğer Tanrı’nın Yasası yazılmış olduğu gibi tam olarak uygulansaydı, bu günahlarımızla aramızda kim sağ kalabilirdi? Herbirimizin sonu ayrı ayrı cehennem olurdu.
Fakat yazıcılar ve Ferisiler Yasa’yı sadece yazıldığı gibi anlıyorlardı. Eğer Tanrı’nın Yasası tam olarak uygulansaydı, emin olun, kesinlikle yargılayan kişiyi, yargıladığı kişi gibi öldürürdü. Tanrı’ın Yasası, insanlara günahlarını görebilmeleri için verildi. Fakat onlar anlayamadıkları ve uygulayamadıkları için acı çektiler.
Günümüzde, Ferisiler, Kutsal Kitap’ta anlatılan Ferisiler gibi, Yasa’yı sadece yazılmış olduğu şekliyle alıyorlar. Onların, Tanrı’nın lütfunu, adaletini ve gerçeğini anlamaları gerekiyor. Kurtulmuş olmaları için Kurtarışın müjdesinin onlara öğretilmesi gerekiyor.
Ferisiler: “Yasa bize böyle yapanların taşlanmasını emrediyor. Sen ne dersin?” diye sordular. Sorarken kendilerinden emin olarak taşları ellerinde tutuyorlardı. İsa’nın bu konuda söyleyecek bir şeyi olamayacağından emin olduklarını sanıyorlardı. İsa’nın bu yemi yutmasını bekliyorlardı.
İsa Yasa’ya göre yargılamış olsaydı O da onlar tarafından taşlanacaktı. Onlar ikisini de taşlamak niyetindeydi. Kadını taşlamamalarını söyleseydi, İsa’nın Tanrı’nın yasasını redettiğini söyleyip, küfür ettiği için taşlayacaklardı. Ne korkunç bir komplo!
Fakat İsa aşağı eğilip, toprağa parmağıyla bir şeyler yazdı. Onlar sormaya devam ettiler. Ne dersin? Toprağa ne yazıyorsun? Sorumuza cevap ver, ne diyorsun? parmaklarıyla İsa’yı işaret edip O’nu usandırmaya devam ettiler.
İsa ayağa kalktı ve onlara aralarında hiç günah işlememiş olanın, ilk taşı atmasını söyledi. Sonra tekrar eğildi ve toprağa yazmayı sürdürdü. Onlar bunu duyunca kendi vicdanları tarafından suçlanarak yaşlılar başta olmak üzere birer birer oradan ayrıldılar. İsa yalnız kaldı. Kadın da orta yerde duruyordu.
 
 
ARANIZDA GÜNAHSIZ OLAN ONA İLK TAŞI ATSIN
 
Günahlar nerede kayıtlıdır?
Yüreğimizdeki levhada ve
Yaşam Kitabında
 
İsa onlara “Aranızda günahsız olan ona ilk taşı atsın” dedi ve toprağa yazı yazmaya devam etti. Sonra yaşlılardan bazıları uzaklaşmaya başladılar. Daha fazla günah işlemiş olan yaşlılar ilk önce ayrıldılar. Genç olanlar da aynı şekilde ayrıldılar. Gelin, İsa’nın aramızda olduğunu ve bizim de kadının etrafında durduğumuzu düşünelim İsa’nın, bize, aramızda günahsız olan birinin ilk taşı atmasını söylediğini düşünelim. Ne yapardınız?
İsa toprağa ne yazıyordu? Bizi yaratan Tanrı günahlarımızı iki ayrı yere yazdı.
İlk önce, günahlarımızı yüreğimizdeki levhâlâra yazdı.
“Yahuda’nın suçu demir kalemle, elmas uçla yazıldı; yüksek tepeler üzerinde, yeşil ağaçlar yanındaki mezbahlarını ve Aşerlerini oğulları anarken onların yürek levhasına ve mezbahlarınızın boynuzlarına oyuldu.” (Yeremya 17:1)
Tanrı, bizi simgeleyen Yahuda aracılığıyla, bize sesleniyor. İnsanlığın günahları demir kalemle, elmas uçla kazınıyor. Onlar yüreğimizin levhâlârına kaydediliyor. İsa eğilip toprağa insanların günahkâr olduğunu yazdı.
Tanrı bizim günah işlediğimizi biliyor ve günahlarımızı yüreğimizin levhasına kazıyor. Yasanın karşısında zayıf olduğumuz için yaptığımız günahları, işlerimizi kaydediyor. Yüreğimize yazılmış olan günahlar gibi, Yasaya baktığımızda, günahkâr olduğumuzun bilincine varacağız. Onları yüreğimize, vicdanımıza kazıdığı için, O’nun önünde günahkârlar olduğumuzu biliyoruz.
İsa ikinci kez yazmak için toprağa eğildi. Kutsal Yazılarda tüm günahlarımızın Tanrı’nın önündeki yapılan işlerin Kitapları’nda kayıtlı olduğu yazılıdır (Esinleme 20:12). Bir insanın adı ve işlediği günahlar bu kitapta yazılıdır. Bunlar aynı zamanda insanın yüreğindeki levhâlârda da yazılıdır. Günahlarımız iki kere, hem yüreğimizdeki levhâlâra, hem de Yapılan İşlerin kitaplarına kayıtlıdır.
Günahlar, genç ya da yaşlı insanın yüreğindeki levhâlâra kaydedilir. Bu, onların neden İsa’nın önünde kendi günahlarına bakmak için bir şey söylemediklerin açıklıyor. Kadını taşlamaya kalkışan her kimse O’nun sözü önünde aciz kalacaktı.
 
İki ayrı yere yazılmış olan
günahlarımız ne zaman silinir?
İki ayrı yere yazılmış olan günahlarımız
ne zaman silinir?
 
Kurtuluşu kabul ettiğinizde, Yapılan İşlerin Kitabındaki günahlarınız silinir ve adınız Yaşam Kitabına yazılır. Yaşam Kitabında adları bulunanlar cennete giderler. Onların, Tanrı’nın Krallığı için yapmış oldukları iyi işler ve şeyler ve dürüstlükleri de Yaşam Kitabında yazılıdır. Onlar cennete kabul edilirler. Onlar sonsuz ülkeye giren, günahlarından kurtarılmış kimselerdir.
Her insanın günahı iki ayrı yerde yazılıdır. Kimse Tanrı’yı kandıramaz. Yüreğinde günah işlemeyen, yüreğinde zina etmeyen kimse yoktur. Hepimiz günahkârız ve hepimizin noksanları var. İsa’ın kurtarışını yüreklerinde kabul etmeyenler kurtulamazlar, fakat günahları için acı çekerler. Kendilerinden emin değildirler. Tanrı’dan korkarlar, günahları yüzünden Tanrı’nın ve insanların önünde korkarlar. Fakat suyun ve Ruh’un kurtarışının müjdesini yüreklerinde kabul ettikleri zaman yüreklerindeki levhada ve Yapılan İşlerin Kitabında yazılı olan tüm günahları tertemiz silinir. Onlar tüm günahlarından kurtarılır.
Cennette Yaşam Kitabı bulunur. Suyun ve Ruh’un kurtarışına inananların adları bu kitapta yazılıdır ve onlar cennete girecekler. Onlar cennete bu dünyada günah işlemdikleri için değil, fakat suyun ve Ruh’un kurtarışına inanarak tüm günahlarından kurtuldukları için girecekler. Bu “imanın Yasasıdır.” (Romalılar 3: 27)
Değerli Hristiyan dostlarım, Ferisiler ve yazıcılar, zina yaparken yakalanan bu kadın kadar günahkârdılar.
Gerçekte onlar günahkâr değilmiş gibi davranıp etrafı kandırarak çok günah işlemişlerdi. Dinsel önderler yasal izinlerle çalıyorlardı. Onlar, ruhların hırsızı, hayatın hırsızıydılar. Kendileri henüz kurtulmadıkları halde başkalarını övgüye değer bir biçimde eğitmeye kalkışıyorlardı.
Yasa’ya göre günahsız kimse yoktur. Bir insanın doğruluğu alması onun günah işlememesi demek değildir. Fakat tüm günahlarından kurtulmuş olduğu için adının Yaşam Kitabına yazılmış olması demektir. İnsan günahtan özgür olarak yaşayamayacağı için kurtarılması gerekir.
Cennete kabul edilip edilmemeniz, inanıp inanmamanıza bağlıdır. Tanrı’nın lütfunu alıp almamanız, İsa’nın kurtarışını kabul edip etmemenize bağlıdır. Yakalanan kadına ne olmuştu? Ölmeyi hakettiğini bildiği için orada gözleri kapalı öylece duruyordu. Belki acı ve pişmanlık içinde ağlıyordu. Ölümle yüzleşince insanlar kendiliğinden namuslu olurlar.
“Tanrım, bu durumda ölmem gerekiyor. Ruhumu ellerine al ve bana acı. Bana acı, İsa.” Kurtarışının sevgisi için İsa’ya yalvardı. “Tanrım, beni yargılarsan, yargılanacağım ve benim günahsız olduğumu söylersen, günahlarım silinecek. Sana bırakıyorum.” Belki de bunları söylüyordu. Her şey İsa’ya bırakıldı.
Kadın İsa’nın karşısına çıkarıldığında “Hata yaptım, lütfen işlediğim bu zina suçunu bağışla” demedi. “Beni günahlarımdan kurtar. Beni günahtan satın alırsan, kurtulmuş olacağım. Bunu yapmazsan cehenneme gideceğim. Senin kurtarışına ihtiyacım var. Tanrı’nın sevgisine ve bana olan merhametine ihtiyacım var.” Kadın gözlerin kapayıp günahlarını itiraf etti.
İsa ona sordu: “Seni suçlayanlar nerede? Hiçkimse seni yargılamadı mı?” Kadın yanıtladı: “hayır efendim.”
Ve İsa Ona dedi: “Ben de seni yargılamıyorum.” İsa, onu yargılamadı, çünkü zaten onun günahlarını Ürdün nehrindeki vaftiziyle almıştı. O zaten kurtulmuştu. Artık İsa’nın kadını günahları için yargılamasına gerek yoktu.
 
 
“BEN DE SENİ YARGILAMIYORUM” DEDİ
 
Kadın İsa tarafından
yargılandı mı?
Hayır
 
Bu kadın, İsa’nın kurtarışı arcılığıyla kutsandı. Tüm günahlarından kurtarıldı. Rabbimiz İsa bize tüm günahlarımızın bedelini ödediğini ve bunun bize doğruluk olduğunu söylüyor.
Bunu Kutsal Kitap’ta söylüyor. Ürdün nehrinde vaftiz olarak üzerine aldığı günahlarımızın bedelini haç üzerinde ölerek ödedi. O’nun vaftizinin kurtarışına ve haç üzerindeki adaletine inanan herkesi kurtardığını açıkça bize söylüyor. İsa’nın yazılı sözlerine ve bu sözleri tutmaya ihtiyacımız var. Bu kurtarışla hepimiz kutsanmış olacağız.
“Tanrım, senin önünde hiçbir değerim ve doğal yeteneğim yok. Sana günahlarımdan başka gösterecek bir şeyim yok. Fakat İsa’nın benim kurtuluşumun efendisi olduğuna inanıyorum. Ürdün nehrinde vaftiz olarak günahlarımı üzerine aldı ve haç üzerinde bunun bedelini ödedi. Benim günahlarımı vaftizi ve kanıyla aldı. Sana inanıyorum, Rabbim.”
Burada nasıl kurtulduğunuz anlatılıyor. İsa “bizi yargılamadı” O bize Tanrı’nın çocukları olma hakkını verdi. Suyun ve Ruh’un kurtarışına inanan herkesin günahlarını aldı ve onları doğru kıldı.
Sevgili arkadaşlar, bu kadın fidyeyle kurtarıldı. Zina yaparken yakalanan bu kadın İsa’nın önünde, O’nun kurtarışıyla kutsandı. Biz de bu şekilde kutsanabiliriz. Kendi günahlarını bilen ve kendisi için Tanrı’nın merhametini arayan, suyun ve Ruh’un kurtarışına inanan, herkes, İsa’da Tanrı’nın kurtarışının kutsamasını alır. Günahlı olan kurtarışı alır. Günahkâr olup da kendi günahını bilmeyen kurtarışın kutsamasını alamaz.
İsa dünyanın günahını kaldırdı (Yuhanna 1:29). Dünyadaki her günahkâr, İsa’ya inandığı takdirde kurtulabilir. İsa kadına “ben de seni yargılamıyorum” dedi. O, kadını yargılamadığını söyledi, çünkü bütün günahları zaten İsa’ya geçmişti, o tüm günahları üzerine aldı ve bizim yerimize yargılandı.
 
 
İSA’NIN ÖNÜNDE DE KURTULMAMIZ GEREKİYOR.
 
Tanrı’nın sevgisi mi büyüktür?
Tanrı’nın yargısı mı?
Tanrı’nın sevgisi
 
Ellerinde taşlar olan Ferisiler, Yasa’nın anlamını günümüzün dinsel önderleri kadar iyi, harfi harfine anlıyorlardı. Onlar, Yasa bize, zina etmeyeceksin dediği için, günah işleyenin taşlanarak ölmesi gerektiğine inanıyorlardı. Bütün bunlardan sonra kendileri zina etmiyormuş gibi göründükleri halde, kadınlara bakıp arzu duyuyorlar. Ne günahlarının karşılığı ödenerek, satın alınabilirler ne de kurtulabilirler. Ferisiler ve yazıcılar bu dünyanın ahlakçılarıydılar. Onlar İsa’nın çağırmış olduğu kimseler değillerdi. Bu insanlar ondan “Seni yargılamıyorum” cümlesini asla işitmediler.
Sadece, zina yaparken yakalanan, bu kadın, bu sevinçli sözleri duydu. Onun önünde dürüst olduğunuzda bu kadın gibi kutsanabilirsiniz. “Tanrım, tüm hayatım boyunca zina ettim. Her ne kadar yapmıyormuşum gibi görünsem de bunu çok sık yaptım. Her gün defalarca günah işledim.”
Yasayı kabul edip ölmesi gereken günahkârlar olduğumuzu kabul edip Tanrı’yla dürüstçe yüzleşir ve kendimizi bilirsek şunu söyleyebiliriz: “Tanrım, ben buyum, beni kurtar.” Tanrı bizi kurtarışıyla kutsayacaktır.
Sudan ve Ruh’tan gelen, İsa’nın sevgisi Tanrı’nın yargısı üzerinde zafer kazandı. “Ben de seni yargılamıyorum” bizi yargılamıyor ve bize fidyeyle kurtarıldığımızı söylüyor. Rabbimiz İsa Mesih merhamet Tanrısıdır. Tüm dünyanın günahlarından bizi kurtardı.
Bizim Tanrımız adalet tanrısıdır ve sevgi tanrısıdır. Suyun ve Ruh’un sevgisi onnun yargısından bile büyüktür.
 
 
ONUN SEVGİSİ YARGISINDAN BÜYÜKTÜR.
 
Neden hepimizi kurtardı?
Çünkü sevgisi yargısından
büyüktür.
 
Eğer Tanrı adaletini gerçekleştirmek için yargısını uygulasaydı, tüm günahkârları yargılayacak ve hepsini cehenneme gönderecekti. Fakat bizi yargıdan kurtaran İsa’nınn sevgisi yargıdan daha büyüktür. Tanrı biricik Oğlu’nu, İsa’yı gönderdi. İsa tüm günahlarımızı üzerine aldı ve hepimiz için yargılanmayı kabul etti. Şimdi her kim, İsa’nın kurtarıcı olduğuna inanırsa O’nun çocuğu ve dürüst bir adam olur. Çünkü sevgisi yargısından büyüktür. O, hepimizi kurtardı.
Tanrı’ya bizi, sadece kendi adaletine göre yargılamadığı için, teşekkür etmeliyiz. İsa’nın yazıcılara ve Ferisilere ve öğrencilerine söylediği gibi Tanrı merhamet ve Tanrıtanırlık ister, kurban değil. Bazıları Tanrı’nın önünde her gün bir keçi ya da bir koyun kurban edip “Tanrım günlük günahlarımı affet” derler. Tanrı kurban değil, suyun ve Ruh’un kurtarışına inanmamızı istiiyor. O bizim fidyeyle satın alınıp kıurtulmamızı istiyor. O bize sevgisini verip bizim imanımızı kabul etmek istiyor. Bütün bunları görebiliyor musunuz? İsa bize kurtuluşu verdi. İsa günahtan nefret ediyor fakat Tanrı’nın benzeyişinde yaratılan insanlık için, içinde bir sevgi yanıyor. Zamanın başlangıcından bile önce bizi Tanrı’nın çocukları yapmaya karar verdi ve vaftizi ve kanıyla tüm günahlarımızı sildi. Tanrı bizi fidyeyle kurtarmak için yarattı, bizi İsa’da giydirdi, ve bizi kendi evlatları yaptı. Bu Tanrı’nın bize yarattıklarına duyduğu sevgidir.
Tanrı bizi, kendi yasasına göre yargılasaydı, biz günahkârların hepsinin ölmasi gerekirdi. Fakat bizi Oğlunun vaftizi ve haç üzerindeki yargılanmasıyla kurtardı. Buna inanıyor musunuz? Bunu şimdi Eski Antlaşma’dan okuyarak onaylayalım.
 
 
HARUN ELLERİNİ GÜNAH KEÇİSİNİN ÜSTÜNE UZATTI
 
İsrail’in günahlarını canlı
keçi üstüne temsilci
olarak kim koyuyor?
Başkahin
 
Bu dünyanın tüm günahlarının kefareti, Eski Antlaşma’da kahinlikle, Yeni, Antlaşma’da vaftizle ödendi. Eski Antlaşma’da İsrail’in yıl boyunca işlediği günahların kefareti için başkahin ellerini lekesiz bir keçinin üzerine koyuyordu. Ve “Harun iki elini canlı keçinin üzerine koyucak ve İsrail oğullarının bütün fesatlarını ve bütün günahlarını bütün suçlarını onun üzerinde itiraf edecek ve bunları keçenin başı üzerine koyacak ve hazırlanmış bir adamın eliyle onu çöle salıverecek.” (Levililer 16:21)
Bu, Eski Antlaşma zamanında günahların kefaretinin ödenme biçimiydi. Günlük günahlardan kurtulmak için lekesiz bir kuzu ya da keçi tapınağa getirilir ve sunakta takdim edilirdi. Kurbanı getiren günlük günahları için ellerini kurbanın üzerine koyar ve günahları kurbana geçerdi. Sonra kurban kesilir ve kanı kahin tarafından sunağın boynuzlarına sürülürdü.
Sunağın dört köşesinde bu boynuzlar bulunurdu. Bu boynuzlar Esinleme kitabında açıklanan Yapılan İşlerin Kitabı’nı simgelerler. Ve onun kalan kanı toprağa serpilirdi. Toprak insanın yüreğini temsil eder, çünkü insan toz ve topraktan yaratılmıştır. İnsanlar gündelik günahlarının bedelini bu yolla ödüyorlardı.
Fakat, her gün günah kurbanı sunmalarına olanak yoktu. Böylece Tanrı yılda bir kere yıllık günahlarının bedelini ödemelerine izin verdi. Bu, yedinci ayın, onuncu gününde, “Kefaret Günü” nde yapılırdı. Bu günde bütün İsrail halkını temsil eden başkahin, iki keçi alarak ellerini onların üzerine koyar, halkın günahlarını onlara geçirir ve İsrail halkının günahlarının bağışlanması için Tanrı’nın önünde onları sunardı.
“Ve Harun elini canlı keçinin başına koyacak ve İsrail oğullarının bütün günahlarını, bütün suçlarını onun üzerinde itiraf edecek ve bunları keçinin başı üzerine koyacak.”
Tanrı Harun’u İsrail halkını başkahini olarak kavmin temsilcisi atadı. Herkesin tek tek sunular üzerine ellerini koymasındansa, başkahinin herkesi temsilen ellerini canlı keçinin üzerine yıllık günahların affı için koyuyordu. Sonra Tanrı’nın önünde İsrail’in tüm günahlarını anlatacaktı. “Ey Tanrım, senin evladın olan İsrail günah işledi. Putlara tapındık, senin adını boşyere andık, Yasa’nın kurallarını çiğnedik. Putlar yaptık ve onları senden çok sevdik. Sept gününü kutsal tutmadık, anababamızı saygısızlık yaptık, adam öldürdük, hırsızlık yaptık, zina ettik….Kıskançlık ve çekişme içine düştük. ”
Tüm günahları sayıyordu: “Tanrım, ne halkın İsrail ne de ben, yasa’nı tutamadık. Bu günahların hepsinin bedeli için, ellerimi bu keçinin üzerine koyuyorum, tüm bu günahları ona geçiriyorum.” Baş kahin tüm halk adına ellerini sununun üzerine koyuyordu ve günahlar sununun başına geçirliyordu. Atamak ya da ellerini üzerine koymak, “geçirmek ya da aktarmak” demektir (Levililer 1:14; 16:20-21).
 
Eski Antlaşma’da günahların
bedeli nasıl ödenirdi?
Günah sunusunun
 
Tanrı, İsrail Halkına günah sunusu törenini verdi, böylece tüm günahlarını üzerine geçirecek ve kurtulacaktı. O, günah sunusunun lekesiz olması gerektiğini belirtti. Ve bu günah sunusu, insanın yerine ölmeliydi. Kefaret Gününde günah sunusu öldürülür ve kanı kutsal yere alınır ve yedi kere mezbah üzerine serpilirdi. İsrail halkının yıllık günahlarının karşılığı yedinci ayın onuncu gününde ödenirdi. Başkahin sunuyu sunmak için en kutsal Yere yalnız girerdi. Fakat halk dışarda, başkahinin giysisinin kolunda bulunan altın zillerin mezbaha yedi kere kan serpilirken çalmasını dinlemek için toplanırdı. Sonra halk tüm günahlarının bağışlanmasıyla sevinirdi. Altın zillerin sesi, neşeli haberin sesiydi.
İsa’nın belli kişileri sevdiği ve sadece onları kurtardığı doğru değildir. İsa bütün dünyanın günahlarını tek bir seferde vaftiziyle kaldırdı. Hepimizi bir defada kurtarmak istedi. Günahlarımızın bedeli her gün yeniden ödenmiyor. Günahların kefareti tek bir seferde ödendi.
Eski Antlaşma’da kefaret kahinlik aracılığıyla ve günah sunusuyla veriliyordu. Harun, ellerini tüm halkın önünde keçinin üzerine koyuyor ve halkın yıl boyunca işlediği günahları sıralıyordu. Herkesin gözü önünde günahları keçiye geçiriyordu. Sonra halkın günahları nereye gidiyordu? Hepsi keçiye geçiyordu.
Sonra keçi hazırlanmış bir adamla çöle gönderiliyordu. Keçi halkın günahlarıyla birlikte suyun ve yeşilliğin bulunmadığı çöle götürülüyordu. Sonra keçi kızgın güneşin altında yolunu şaşırıp en sonunda da ölüyordu. Keçi İsrail’in günahları için öldü.
Bu Tanrı’nın sevgisidir. Bu Tanrı’nın günahtan kurtaran sevgisidir. O zamanlarda, bir yıllık günahlarının kefaretini nasıl ödediklerini gördük. Fakat şimdi Yeni Antlaşma döneminde yaşıyoruz. İsa’nın dünyamıza gelişinden bu yana 2000 yıl geçti. Geldi ve Eski Antlaşma’da kendisi için yapılan peygamberlikleri tamamladı. Geldi ve hepimizi günahtan kurtardı.
 
 
HEPİMİZİ GÜNAHTAN KURTARMAK İÇİN
 
“İSA” ne demektir?
“Halkını günahlarından kurtaran kurtarıcı”
demektir.üzerine el konularak.
 
Şimdi Matta‘nın 1. Bölümünden bir şeyler okuyalım:
“Ama böyle düşünmesi üzerine Rabbin meleği ona rüyada görünerek şöyle dedi: ‘Davut oğlu Yusuf, Meryem’i kendine eş olarak almaktan korkma. Çünkü O’nun rahminde oluşan Kutsal Ruh’tandır. Bir oğul doğuracak. Adını İsa koyacaksın. Çünkü halkını günahlardan kurtaracak olan O’dur.” (Matta 1:20-21)
Göklerdeki Babamız, bakire Meryem’in vücudunu, insanların günahlarını yıkaması için oğlunu dünyaya göndermek için ödünç aldı. Meryem’e bir melek gönderdi ve O’na şöyle dedi: “Korkma Meryem, bak gebe kalıp bir oğul doğuracaksın, adını İsa koyacaksın.” Bu, Meryem’in Oğlu Kurtarıcı Olacaktı. İsa Mesih’in anlamı, ‘halkını kurtaracak olan kişi ‘demektir. Yani başka bir söyleyişle Kurtarıcı’dır.
İsa’nın dünyanın günahlarını üzerine alması Ürdün nehrinde vaftizi yoluyla oldu. Vaftizci Yahya tarafından vaftiz edildi ve tüm dünyanın günahları üzerine geçti. Şimdi Matta 3:13-17’yi okuyalım:
“Bu sırada İsa Yahya tarafından vaftiz edilmek üzere Celile’den Şeria nehrine Yahya’nnın yanına geldi. Ne var ki Yahya “Benim senin tarafından vaftiz edilmem gerekirken, sen mi bana geliyorsun” diyerek O’na engel olmak istedi.”
İsa O’na şu karşılığı verdi: “Şimdilik buna razı ol. Çünkü doğru olan her şeyi bu şekilde yerine getirmemiz uygundur.” O zaman Yahya O’nun isteğine razı oldu.
İsa vaftiz olur olmaz sudan çıktı. O anda gökler açıldı ve İsa Tanrı’nın Ruh’unun bir güvercin biçiminde inip üzerine konduğunu gördü. Göklerden gelen bir ses de şöyle dedi: “sevgili Oğlum budur, O’ndan hoşnudum.”
İsa Vaftizci Yahya’ya hepimizi tüm günahlarımızdan kurtarmak için gitti.
Suyun içine yürüdü ve yahya ‘nın önünde başını eğdi. “Yahya, beni vaftiz et, doğru olan her şeyi bu şekilde yerine getirmemiz uygundur. Tüm dünyanın günahlarını kaldırırken ve tüm günahkârları günahlarından kurtarırken vaftizle onların günahlarını kaldırmaya ihtiyacım var. Beni vaftiz et. Buna izin ver” dedi.
Doğru olan her şeyin tamamlanması için yapılması uygun olan buydu. İsa Vaftizci Yahya tarafından vaftiz edildi. O anda bizi günahlarımızdan kurtaran Tanrı’nın doğruluğu tamamlanmış oldu.
Bizi günahlarımızı böyle kaldırdı. Sizin de tüm günahlarınız İsa’ya geçti. Bunu anlıyor musunuz?
İsa’nın vaftizinin ve Ruh’un günahtan kurtardığına inanın ve kurtulmuş olun.
 
Doğru olan her şey
nasıl yerine getirildi?
İsa’nın vaftizi aracılığıyla.
 
Tanrı ilk önce İsrail’e, üzerine el konulan günah sunusunun kurbanıyla insanın tüm günahının yıkanacağı sözünü vermişti. Fakat herkesin tek tek keçinin başı üzerine el koyması mümkün olmadığı için Harun başkahin olarak sunuyu kurban edebilirdi. O, bir seferde hepsinin yıllık günahlarını günah sunusunun başına geçirdi. Onun bilgeliği ve günahtan kurtarma gücü budur. Tanrı bilge ve şaşrtıcıdır.
Oğlu İsa’yı, dünyamızı kurtarmak için gönderdi. Böylece günah sunusu hazır oluyordu. Şimdi tüm insanlığı temsilen ellerini İsa’nın başı üzerine koyup dünyanın günahlarını üzerine geçirecek birinin olması gerekiyordu. Bu temsilci, Vaftizci Yahya idi. Matta 11:11’de Tanrı İsa’nın önüne insanlığın temsilcisini gönderiyordu.
O, insanlığın son başkahini olan Vaftizci Yahya idi. O, insanların tek temsilcisiydi. O, Yahya’yı tüm yaratılışın temsilcisi olarak İsa’yı vaftiz edip, insanların günahlarını üzerine geçirebilsin diye gönderdi.
Dünyadaki altı milyar insan şimdi İsa’ya gidip kendi günahlarını üzerine geçirmek için ellerini O’nun başına koysalardı, kafası ne hale gelirdi dersiniz? Dünyadaki altı milyardan fazla insanın ellerini İsa’nın üzerine koymak zorunda olmaları hoş görünmezdi. Aşırı istekli bazı insanların ellerin fazla bastırmaları İsa’nın saçlarının dökülmesine bile neden olabilirdi. Tanrı bilgeliğiyle Vaftizci Yahya’yı bizim temsilcimiz olarak atadı ve dünyanın günahları İsa’nın üzerine bir seferde geçti. Matta 3:13-17’de anlatıldığı gibi: “İsa Celile’den Şeria nehrine, Yahya’nın yanına vaftiz olmak için geldi.” Bu, İsa 30 yaşındayken oldu. İsa doğduktan 8 gün sonra sünnet edildi. Sünnetten bu olaya kadarki döneme ait çok az olay kaydedilmiş bulunuyor. Gerçekte, İsa’nın Eski Antlaşma’yı tamamlayan göksel başkahin olarak gelmesi için 30 yaşına kadar beklemesi gerekiyordu. Tesniye kitabında, Tanrı Musa’ya, başkahinin, başkahinlik görevine başlaması için en az 30 yaşında olması gerektiğini söyler. İsa göksel başkahindir. Buna inanıyor musunuz?
Yeni Antlaşma’da Matta Kitabı 3:13-15’te der ki: “İsa Yahya tarafından vaftiz edilmek üzere Celile’den Şeria nehrine, Yahya’nın yanına geldi. Ne var ki Yahya.” Benim senin tarafından vaftiz edilmem gerekirken, sen mi bana geliyorsun? diyerek O’na engel olmak istedi.
Kim insanların temsilcisidir? Vaftizci Yahya. Kim göklarin temsilcisidir? Mesih İsa. Temsilcilerin karşılaşması. Kim daha üstündür? Kuşkusuz, göklerin temsilcisi. O günlerin dinsel önderlerine “Sizi engerek soyu! Tövbe edin!” diye bağırırken çok sert olan Vaftizci Yahya, birdenbire İsa’nın karşısında alçakgönüllülükle “Benim senin tarafından vaftiz edilmem gerekirken, sen mi bana geliyorsun?” diyor.
İsa O’na “Şimdilik razı ol. Çünkü doğru olan her şeyi bu şekilde yerine getirmemiz uygundur.” Dedi. İsa, yeryüzüne Tanrı’nın doğruluğunu yerine getirmek için geldi ve Vaftizci Yahya tarafından vaftiz edilmesiyle bu yerine gelmiş oldu.
“O zaman Yahya O’nun isteğine razı oldu İsa vaftiz olur olmaz sudan çıktı o anda gökler açıldı ve İsa Tanrı’nın Ruh’unun güvercin biçiminde inip üzerine konduğunu gördü. Göklerden gele bir ses de şöyle dedi: “sevgili Oğlum budur, O’ndan hoşnudum.”
Burada vaftiz olduğunda neler olduğu anlatılıyor. O, vaftizci Yahya tarafından vaftiz edilince cennetin kapıları açıldı ve tüm dünyanın günahlarını kaldırdı.
“Vaftizci Yahya’nın ortaya çıktığı o günlerden bu yana Göklerin Egemenliği zorlu bir şekilde gelişiyor, zorlu kişiler de onu ele geçirmeye çalışıyor.” (Matta 11:12)
Tüm peygamberlikler ve Tanrı’nın Yasası Vaftizci Yahya’ya önceden bildirildi. “Vaftizci Yahya’nın ortaya çıktığı o günlerden bu yana Göklerin Egemenliği zorlu bir şekilde gelişiyor, zorlu kişiler de onu ele geçirmeye çalışıyor.” Onun vaftizine inanan herkes Göklerin Egemenliğine istisnasız girebilir.
 
 
“BEN DE SENİ YARGILAMIYORUM”
 
Neden İsa Haç’ta
yargılandı?
Çünkü bütün günahları
üzerine aldı.
 
İsa vaftizci Yahya tarafından vaftiz edildi ve tüm dünyanın günahlarını kaldırdı. Ve daha sonra kadına “Ben de seni yargılamıyorum” dedi. Kadını yargılamadı, çünkü Ürdün nehrinde dünyanın bütün günahlarını üzerine aldı ve bu günahlar için kadının değil, İsa’nın yargılaması gerekiyordu.
İsa dünyanın tüm günahını sildi. “Günahın karşılığı ölüm” olduğu için, acı çekerek Haç’ta dayanmak zorunda olmasının ne kadar korkunç olduğunu görebiliriz sanırım. Zeytinlik Dağında üç kere Tanrı’ya bu yargıyı kendisinden uzaklaştırması için dua etti. İsa, insani bir bedene sahipti, bu yüzden acıdan korkması anlaşılabilir. Yargının, yerine gelmesi için İsa’nın kanının akması gerekiyordu.
Eski Antlaşma’da sadece günah sunusun kanı, günahın karşılığını ödemek üzere akıtılır. O’nun Haç’ta kurban edilmesi gerekiyordu. O, zaten tüm dünyanın günahını üzerine almıştı ve bizim günahtan kurtulmamız için Haç’ta yaşamını vermesi gerekiyordu. O, Tanrı’nın önünde yargılanması gerektiğini biliyordu.
İsa yüreğinde hiç günah işlemedi. Fakat, vaftiziyle günahlarımız O’nun üzerine geçtiği için şimdi Tanrı’nın, kendi Oğlu’nu yargılaması gerekiyordu. Böylece ilk önce Tanrı’nın adaleti yerine gelmiş oldu ve ikinci olarak bizim günahtan kurtulmamız için bize kendi sevgisini sundu. Bu nedenle İsa’nın Haç üzerinde yargılanması gerekiyordu.
“Ben de seni yargılamıyorum, ben de seni kınamıyorum” kasıtlı ya da değil, bilerek ya da bilmeyerek, tüm günahlarımızın Tanrı tarafından yargılanması gerekir.
Tanrı bizi değil, vaftiziyle tüm günahlarımızı üzerine alan İsa’yı yargıladı. Tanrı merhameti ve sevgisi yüzünden günahkârları yargılamak istemedi. Vaftizi ve Haç üzerinde akan kanı bizim için günahtan kurtaran sevgisidir. “Çünkü Tanrı dünyayı öyle çok sevdi ki, biricik oğlunu verdi. Öyle ki O’na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın ama sonsuz yaşama kavuşsun.” (Yuhanna 3:16)
Biz bu yolla O’nun sevgisini bilebiliriz. İsa zina yaparken yakalanan kadını yargılamadı.
O, zina yaparken yakalandığı için günahkâr olduğunu biliyordu. O, günahı sadece yüreğinde değil bedeninde de taşıyordu. Günahını inkâr etme şansı yoktu. Fakat O, İsa’nın, tüm günahlarını aldığına inandığı için, kurtulmuş oldu. İsa’da günahtan kurtulacağımıza inanırsak kurtulacağız. İnanın. Bu bizim kendi iyiliğimiz içindir.
 
En kutsal olan kimdir?
Hiç günah işlememiş olan kişi.
 
Tüm insanlar günah işler. Her insan zina eder. İnsanlar, kendi günahları için yargılanmıyorlar. Hepimiz günahkârız, ama, İsa Mesih’in günahtan kurtaracağına inanan kimseler yüreklerinde günahsızdırlar. İsa’nın kurtarışına inanan kişi, en mutlu insandır. En kutsanmış kişi, tüm günahlarından kurtarılıp İsa’da doğruluğu alan kişidir. Tanrı Romalılara Mektup 4:7’de bize mutluluktan sözediyor: “Suçları bağışlanmış, günahları örtülmüş olanlar ne mutlu.” Öleceğimiz ana dek günah işliyoruz. Tanrı’nın önünde saygısız ve kusurluyuz. Yasasından haberdar olduğumuz halde günah işlemeye devam ediyoruz. Bizler çok zayıfız.
Fakat Tanrı biricik Oğlu’nun kanı ve vaftiziyle bizi kurtardı. Ve sonra bize, sana ve bana, artık daha fazla günah işlememizi ve Onun önünde doğru olduğumuzu söyledi. Bize Onun çocukları olduğumuzu söyledi.
Suyun ve Ruh’un Müjdesi Günahtan kurtuluşun müjdesidir. Buna inanıyor musunuz? Bu müjdeye inananları Tanrı, doğru, günahtan kurtulmuş olan kendi çocukları olarak adlandırıyor. Bu dünyadaki en mutlu kişi kimdir? Inanan ve günahtan kurtulmuş olandır. Sen kurtuldun mu?
İsa senin günahlarını almayı ihmal mi etti? Hayır. O, vaftiziyle senin bütün günahlarını aldı. Buna inan. İnan ve bütün günahlarından kurtul. Gelin, Yuhanna 1:29’u okuyalım.
 
 
YALNIZCA SÜPÜRGEYLE ÜPÜRÜLMÜŞ GİBİ.
 
İsa günahların ne
kadarını kaldırabilir?
Dünyanın bütün günahlarını
 
“Yahya ertesi gün İsa’nın kendisine doğru geldiğini görünce şöyle dedi. ‘İşte dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı kuzusu’” (Yuhanna 1:29).
“İşte! Dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı kuzusu! ”
Vaftizci Yahya Ürdün Nehrinde tüm dünyanın günahını İsa’ya geçirdi. Ertesi gün İsa’nın dünyanın günahını ortadan kaldıran Tanrı kuzusu olduğuna tanıklık etti. O, dünyanın tüm günahlarını omuzlarına aldı.
Dünyanın tüm günahları demek, yaratılıştan son güne kadar yeryüzündeki bütün insanlığın işlediği günahlar demektir. Yaklaşık 2000 yıl önce İsa dünyanın bütün günahlarını aldı ve bizim için yargılandı. Biz insanların işlediği her günah İsa’ya geçmiş oldu. Ve böylelikle İsa dünyanın günahlarını kaldıran Tanrı kuzusu oldu. İsa dünyaya, dünyanın tüm günahkârlarını kurtaracak olan kişi olarak ,alçakgönüllü bir adam olarak geldi. Zayıf olduğumuz için, kötü, cahil olduğumuz için, hoppa olduğumuz için, kusurlu olduğumuz için günah işleriz. Tüm bu günahlar toplandı ve Ürdün nehrindeki vaftizle İsa’nın başı üzerine kondu. Ve O Haç üzerinde bedeninn ölümü ile bunu sona erdirdi. O gömüldü fakat 3 gün sonra dirildi. Şimdi tüm günahkârların kurtarıcısı olarak zaferle ve adaletle Tanrı’nın sağında oturuyor. Bizi tekrar tekrar kurtarmasına gerek yok. Tek yapmamız gereken, inanmak ve kurtulmak. Sonsuz yaşam inananları ve yıkım da inanmayanları bekliyor. Başka bir seçenek yok. İsa sizi tamamen kurtardı. Siz yeryüzündeki en mutlu insansınız. Zayıflığınız yüzünden gelecekte günah işleseniz bile, O zaten hepsini kaldırdı. Yüreğinizde bırakılan bir günah var mı?
-Hayır.-
-Onların hepsini İsa mı aldı?-
-Evet, O aldı.-
Bütün insanlar aynıdır. Hiçbiri diğerinden daha kutsal değildir. Fakat tüm insanlar ikiyüzlü olduğu için kendilerinin günahsız olduğunu düşünürler. Fakat aslında onlar günahkârdırlar. Dünya günahın yeşerdiği büyük yeşil bir evdir.
Kadınlar dışarı çıkacakları zaman kırmızı ruj sürer, yüzlerini pudralayıp saçlarını yaparlar, güzel bir elbise ve yüksek topuklarla yolda yürümeye koyulurlar. Erkekler de saçlarını tarar, üstlerine başlarına çeki düzen verir, temiz gömlek giyer, moda bir kravat takar ve ayakkabılarını boyarlar.
Fakat dıştan prens ve prensesler gibigörünürken, içlerinde pislik kaynar.
Para insanı mutlu edebilir mi? sağlık insanı mutlu edebilir mi? Hayır. Yalnızca günahtan kurtulmak bir insanı gerçekten mutlu eder. Eğer yüreğinde günah varsa, dışardan mutlu görüna bir insan aslında ne kadar zavallıdır. Yargının korkusuyla yaşar
Günahtan kurtulmuş bir adam paçavralar içinde de olsa bir aslan gibi cesurdur. Yüreğinde günah bulunmaz. “Teşekkürler, Rabbim. Benim gibi bir günahkârı kurtardığın için. Tüm günahlarımı temizledin. Bakılmaya değer biri olmadığımı biliyorum, fakat sana beni kurtardığın için seni övüyorum. Günahlarımdan sonsuza dek kurtuldum, Rabbe övgüler olsun.”
Kurtulmuş bir insan gerçekten mutludur. Kurtarışın lütfuyla kutsanmış bir insan gerçekten mutlu bir insandır.
İsa “dünyanın günahlarını kaldıran Tanrı kuzusu” olarak tüm günahlarımızı aldı. Biz günahsızız. Bizim için kurtarışı Haç’ta tamamladı. Sizin ve benim günahlarımız da bu “dünyanın günahlarının” içinde olduğu için, biz kurtulduk.
 
 
TANRI’NIN İSTEĞİ UYARINCA
 
İsa Mesih’te, yüreğimizde
günah bulunabilir mi?
Hayır bulunmaz
 
Değerli arkadaşlar, zina yaparken yakalanan kadın İsa’nın sözlerine inandı ve kurtuldu. O, günahtan kurtularak kutsandığı için O’nun öyküsü Kutsal Kitap’ta yazılıdır. Fakat ikiyüzlü yazıcılar ve Ferisiler İsa’dan kaçtılar.
İsa’ya inanıyorsanız bu cennettir. Fakat İsa’ya inanmıyorsanız, işte bu da cehennemdir. O’nun yaptığı işlere inanıyorsanız, bu cennettir, fakat yaptığı işlere inanmıyorsanız bu cehennem gibidir. Günahtan kurtuluş günahla tek tek uğraşarak gelmez, çünkü O İsa’nın kurtarışıdır.
Şimdi İbranilere Mektup 10. Bölümü okuyalım:
“Gelecekteki iyi şeylerin Kutsal Yasa’da asıl örneği yoktur, sadece gölgesi vardır. Bu nedenle Yasa heryıl sürekli olarak sundukları aynı kurbanlarla Tanrı’ya yaklaşanları asla yetkinliğe erdiremez. Eğer erdirebilseydi, kurban sunmaya son verilmez miydi? Çünkü tapınanlar bir kez günahlarından arındıktan sonra kendilerinde artık günah bilinci kalmazdı. Ama o kurbanlar insanlara yıldan yıla günahlarını anımsatıyor. Çünkü boğaların ve keçilerin kanı günahları ortadan kaldırmaz. Bunun için Mesih dünyaya gelirken diyor ki:
“Kurban ve sunu istemedin ama benim için bir beden hazırladın. Tümüyle yakılan adaklar ve günah için sunulan kurbanlardan hoşnut olmadın. Zaman dedim ki Yasa kitabında benim için yazılmış olduğu gibi, senin isteğini yapmak üzere, Ey Tanrım, işte geldim.”
Mesih ilk önce “Kurbanları, sunuları, tümüyle yakılan adkları ve günah için sunulan kurbanları istemedin ve bunlardan hoşnut olmadın” dedi. Oysa bunlar yasanın bir gereği olarak sunulur. Sonra da senin isteğini yapmak üzere işte geldim” dedi Yani Mesih ikinciyi geçerli kılmak için birinciyi kldırıyor. Tanrı’nın bu isteği uyarınca İsa Mesih’in bedeninin ilk ve son kez sunulmasıyla kutsal kılındık.” (İbraniler 10:1:10)
“Tanrı’nın isteği uyarınca” İsa hayatını bir kere olarak günahlarımızı almak için sundu ve dirildi. Bu nedenle kutsal kılındık. “Kutsal kılındık” mükemmel geçmiş zaman kipinde kullanılıyor çünkü bu günahtan kurtarmanın tekrarlanmasına gerek olmadığını gösteriyor. Siz, kutsal kılındınız.
“Her kahin günden güne ayakta durup görevini yaparak günahları asla kaldıramayan aynı kurbanları tekrar tekrar sunar. Ama Mesih günahlar için sonsuz dek geçerli olan tek bir kurban sunduktan sonra Tanrı’nın sağında oturdu. O zamandan beri düşmanlarının kendisinin ayakları altına serilmesini bekliyor. Çünkü kutsal kılınanları tek bir sunuyla sonsuza dek yetkinliğe erdirmiştir.” (İbraniler 10:11-14)
Tüm hepiniz, sonsuza dek kutsal kılındınız. Yarın günah işlerseniz yeniden günahkâr mı olacaksınız? İsa bu günahları da kaldırmadı mı? Kaldırdı. Gelecekteki günahları da kaldırdı.
“Kutsal Ruh da bu konuda bize tanıklık ediyor. Önce diyor ki: “Rab ‘O günlerden sonra onlarla yapacağım antlaşma şudur: Yasalarımı onların yüreklerine koyacağım, bunları zihinlerine yazacağım’ diyor.”
Sonra şunu ekliyor: “Onların günahlarını ve suçlarını artık anmayacağım.”
“Bunların bağışlanması durumunda artık günah için sunuya gerek yoktur.” (İbraniler 10:15-18)
“Bunların bağışlanması” ayeti dünyanın tüm günahlarının cezasını ödedi anlamına gelir. İsa bizim kurtarıcımızdır. Benim kurtarıcım ve senin kurtarıcın. İsa’ya inanmakla kurtulduk. Bu, İsa’da günahtan kurtuluş, en büyük lütuf ve Tanrı’dan gelen en büyük armağandır. Günahtan kurtulmuş olan sen ve ben, hepimiz en kutsal kişileriz.